30 Mart 2009 Pazartesi

29 Mart'ın Ardından

Demokrasinin son tecellisi olan 29 Mart yerel seçimlerini de geride bıraktık. Seçime Muhsin Yazıcıoğlu gibi değerli bir politikacı, dava insanını kaybetmenin hüznüyle sakin ortamda girdik ve seçim sonrasını bu sebeple kutlamasız geçirdik.

29 Mart, Akparti için 22 Temmuz gibi memnun edici değildi. 1. parti olmasına rağmen memnun edici olmamasının nedeni Erdoğan'ın seçim yasaklarından 1 saat kadar önce söylediği gibi Akparti'nin seçimde rakipleriyle değil, 28 Mart 2004 seçimlerinde aldığı 41,67'lik oranla yarışmasıydı. Nitekim şuan için göründüğü kadarıyla yaklaşık 39-40'lık oranla bunun biraz aşağısında kalmıştır. Sayıca kazandığından çok olan kaybettiği belediyeler, Akparti'de oransal kayıptan fazla üzüntüye yol açmıştır.

Akparti'yi kendisiyle değil de rakipleriyle kıyasladığımız zaman birkaç yer harici her belediyede 1 ve 2. sırada olduğunu görürüz. Ayrıca seçim gecesi başbakanın söylediği gibi aldıkları belediyeler, muhalefet partilerinin aldığı belediyelerin toplamından fazla. Bu yönlerden Akparti halen başarılı.

Başbakan seçim gecesi yaptığı konuşmada kaybedilen Antalya, Balıkesir, Manisa illerinde yapılan hizmetlerin oldukça fazla olduğunu, buna karşın kaybetmelerine üzüldüklerini; ancak millet iradesine saygılı olduklarını, sandıktan çıkan sonuçtan derslerini alacaklarını söyledi.

Yerel seçimlerde hizmet siyaseti yapan Akparti; kimlik siyaseti yapan DTP'ye, laiklik siyaseti yapmayıp halka yaklaşan ve karalama siyaseti yapan CHP'ye, milliyetçilik siyaseti yapan MHP'ye kısmen yenilmiştir. Bakalım bu sonuç karşısında AKP'nin siyaseti değişecek mi?
Akparti'nin bir diğer yenilgi sebebi olarak dünyayı saran ekonomik kriz gösteriliyor. Bu da bir etken olabilir tabii ki.
Bence bütün bunlarla beraber Akparti 22 Temmuz sonrası, 2002-2007 arası yaptığı kadar hizmet yapmamıştır. 2002-2007 arası ülkeyi düzlüğe çıkarmış, birçok hizmet yapmış ve 2007-2009 arası da bu hizmetlerin bir nevi demlenme süreci olarak geçmiştir.

Akparti, birçok yerde kazanmasına kesin gözüyle bakılan eski adaylarıyla yola devam etmemiştir. Bunun sebebini başbakan Adana ve Şanlıurfa için takım çalışmasına uyumlu olmamaları şeklinde açıkladı. Adana ve Şanlıurfa'nın yanısıra başbakanın hizmetleri yeterli görmeyip de yeniden aday göstermediği birçok belediye başkanı da vardır.

CHP'nin bu kadar artış gösterebilmesinin sebebi kesinlikle laiklik sevdasından vazgeçip, açılımlar yapmaları ve halkın sorunlarını anlamaya çalışmalardır. CHP'nin bu yaptıklarında ne kadar samimi olduklarını zaman gösterecektir.

Sonuç olarak seçimler, bazı yerlerde kaybetmesine rağmen Türkiye genelinde Akparti'nin zaferiyle sonuçlanmıştır.

Sonuçların Türkiye için, tüm milletimiz için hayırlı olmasını dilerim. İnşallah her belediyemiz hizmette birbiriyle yarışır.

28 Mart 2009 Cumartesi

Muhsin Yazıcıoğlu'nu Kaybettik

Çok değerli siyaset insanı, dava adamı BBP Genel Başkanı, Sivas milletvekili Sayın Muhsin Yazıcıoğlu'nun cenazesinin bulunduğu haberi resmi mercilerden de yapıldı. Bu büyük dava adamına Allah'tan rahmet, yakınlarına ve sevenlerine de sabırlar diliyorum.

(3 kez karşı tarafın hatasıyla trafik kazası geçirmiş ve kazaya sebep olan araçlar bulunamamıştır. Bu yüzden helikopter kazasının öldürme kasıtlı olduğu şeklindeki komplo teorilerini düşünmeye değer buluyorum.)

Antr-parantez
Muhsin Yazıcıoğlu'nun Ankara-Mamak'ta cezaevindeyken yazdığı şiiri:

ÜŞÜYORUM
Bir coşku var içimde bugün kıpır kıpır
Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum
Gözlerim parke parke taş duvarlarda
Açılıyor hayal pencerelerim
Hafif bir rüzgar gibi, süzülüyorum
Kekik kokulu koyaklardan aşarak
Güvercinler ülkesinde dolaşıyor
Bir çeşme başı arıyorum
Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp
Mis gibi nane kokuları arasında
Ruhumu dinlemek istiyorum
Zikre dalmış her şey
Güne gülümserken papatyalar
Dualar gibi yükselir ümitlerim
Güneşle kol kola kırlarda koşarak
Siz peygamber çiçekleri toplarken
Ben çeşme başında uzanmak istiyorum
Huzur dolu içimde
Ben sonsuzluğu düşünüyorum
Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum
Durun kapanmayın pencerelerim
Güneşimi kapatmayın
Beton çok soğuk, üşüyorum..

5 Temmuz 2008 Cumartesi

Ergenekon Operasyonu

Bir süredir gündemi önemli bir şekilde meşgul eden iki mevzudan biri Akparti'ye açılan kapatma davası, diğeri ise Ergenekon Operasyonu. İkisi de önümüzdeki 100-150 yıl yakın tarih olarak işlenecek, görülecek.

Ergenekon Operasyonu belki Ümraniye'deki gecekonduda ele geçirilen bombalarla, belki de Nokta'nın 22. sayısındaki günlüklerle başladı, belki de daha önceden başlamıştı bile... Gelinen noktada başarılı giden bir operasyon olduğu söylenebilir. Şuana kadar tutuklananlardan fazlası olacak mı, olacaksa kimler olacak merak ediyoruz doğrusu. Benim beklediğim Doğan Grubu gazetelerinden yöneticilerinden birkaçının alınması. Hadi hayırlısı bakalım. İddaanameye 5-6 gün kaldı.

Ergenekon ekibi görüldüğü gibi hiç de hafife alınacak bir ekip değil. İçinde askerler çoğunlukta, ancak her kesimden insanlar var. Baksanız ya adamlar Cumhurbaşkanını ve Başbakanı (Abdüllatif Şener - Sinan Aygün) belirlemişler bile. Bu kadar sağlammışlar yani. Bu kadar sağlam bir örgüt nasıl oldu da deşifre edilebildi? O da merak konusu bir konu.

Baktığımız zaman ergenekon maksadı Türkiye'yi ele geçirmek gibi görünüyor. Ama kim adına, hangi hakla, (legal veya illegal) neye istinaden bunu yapmaya çalışıyorlar? Türkiye'yi onlar ele geçirince ne olacak? Niye böyle bir devrim yapmaya çalışıyorlar? Zaten kim seçilirse seçilsin, kim gelirse gelsin Türkiye'yi yöneten bir seçkin, aydın! kesim yok mu? Onların koltuklarına talip olsunlar. Bıraksınlar halk da seçmencilik, vekilcilik oynamaya devam etsin. Seçilenler onlara dokanırsa idam etsinler, olmadı askeri darbe yapsınlar, o da olmadı hukuksal darbe olsun, o da olmadı medya gibi bir nimetle halkı sokaklara döksünler, o da olmadı bir terör grubu tarafından suikaste kurban gitsinler. He pardon! Söz konusu seçilen(ler)e dokunulamıyorsa yani cumhurbaşkanı falansalar yine sıkmasınlar canlarını. Spor yaparken kalp krizi geçirttirsinler. Niye seçilenleri ilginç yöntemlerle saf dışı bırakarak kendileri seçilen olmaya soyunuyorlar?

Acaba deşifre edilmiş bir örgüt mü karşımızdaki? Yoksa kuklalar topluluğuyla mı karşı karşıya bırakmışlar bizi? Eğer kuklaysa kim oynatıyor bunları?